BİRİKEN MIŞ’LI CÜMLELER

Çıkmaz sokakları varmış insanın, çaresizce dönüp dolaşıp yine aynı sokaklarda kalakaldığı. Kurtulmak için attığı her adımın onu yine aynı noktaya getirdiği adımları varmış. Geride kendini bırakmanın mümkün olduğu hiçbir yolculuk çeşidi yokmuş. Üstüne üstelik bir de kalbindekileri yanında taşırmış insan. Gönül bağı kurduğumuz her şey gün gelir sınavımız olurmuş. Ve insan, en zorlu sınavları o bağların en güçlü oldukları ile verirmiş.

Şu hayattaki en büyük sır kendini bilmek, kendini sevmekmiş. Kendine kıymet vermeyenleri bozuk para gibi harcarmış hayat. Başkalarını razı etmekle geçirilen ömürlerin sonu hastalıkmış. 

Seviyorsa söylemeliymiş insan. Geç kalmaların meşhur olduğu şu hayatta geç kalmış olmanın yükünü, gönlünde bir ömür taşımamak için zamanın kıymetini bilmeliymiş. Ölüm gelmeden, bizleri birbirimizden ayırmadan bilmeliymişiz birbirimizin kıymetini.

Affetmek, ne karşı tarafı haklı bulmak ne de olan biteni tamamen unutmak demekmiş. İnsanın kendine yapabileceği en büyük iyiliklerden biriymiş ve affederek yüklerinden kurtulurmuş insan. En zor kendini affediyor oluşu ise hayatın cilvesiymiş. Aynı şekilde en zor gösterilen şefkat insanın kendine gösterdiğiymiş. O yüzden sarılacaksa insan birine, en önce içindeki çocuğa sarılmalıymış. Çünkü insanın kendinden başka kimsesi yokmuş. 

Öyle “Vazgeçtim.” demekle olmuyormuş. Yorganı üstüne çekip uyumak, yok saymak, görmezden gelmek en kolayıymış. İnsan kalkıp mücadele etmeli, savaşmalıymış. İnandıkları uğruna, sevdikleri uğruna ama en çok da kendisi adına savaşmalıymış. Üzücü olansa çoğu insanın ömrünün kendiyle savaşmakla geçiyor olmasıymış.

İnsan savaşmalı dedim ama gerektiği yerde vazgeçmeyi de bilmeli. Komik oldu biraz. Ama “yaşamak” böyle değil mi? Yeri geldiğinde sımsıkı tuttuğumuz yeri geldiğinde serbest bıraktığımız bir ip gibi. Toprağının biz olmadığı hiçbir tohumu yeşertmeye çalışmamalı, yeşermediği için de kendimizi suçlamamalıymışız. Her vazgeçiş yenilgi değilmiş. Kimi zaman vazgeçe vazgeçe kazanırmış insan.

Kırmızı çizgileri, sınırları olmalıymış insanın.. Başkasına iyilik yaptığını sanarken kendisine kötülük yapmamalıymış. Sevilmek için kendinden ödün verenler gün sonunda kendinden de olurmuş. Ve bizi gerçekten seven insanlar olmamızı istedikleri halimizle değil olduğumuz halimizle severmiş. 

Ve daha say say bitmeyecek birçok “-mış” lı cümleler biriktirmekmiş hayat. Düşe kalka yürüdüğümüz, acılarımızla büyüdüğümüz, ağlayıp güldüğümüz ve yalnızca bir kere yaşayacağımız yermiş dünya. Bize düşen güzel, anlamlı bir yaşam ve geride güzel izler bırakmakmış. 

“BİRİKEN MIŞ’LI CÜMLELER” için 2 cevap

Elif Kılıç için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.